ÖZDER Başkanı Ahmet Akça’dan Okul Güvenliği İçin Kritik Bildiri
ÖZDER Başkanı Ahmet Akça’dan Okul Güvenliği İçin Kritik Bildiri
Özel Öğretim Derneği (ÖZDER) Genel Başkanı ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Ahmet Akça, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yayımladı.
İşte O Yazı
Okul, yalnızca eğitim verilen değil; hayatın korunduğu, güvenin ve aidiyetin öğrenildiği yerdir
Şanlıurfa Siverek’te 14 Nisan’da, Kahramanmaraş'ta 15 Nisan’da yaşanan menfur saldırılar hepimizi derinden sarsmıştır. Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve eğitim çalışanlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Okul kapısından içeri giren hiçbir çocuk, hiçbir öğretmen ve hiçbir çalışan can güvenliği kaygısı yaşamamalıdır. Bu olaylar iki ilimizin değil, Türkiye’nin ortak acısıdır.
Bugün dürüstçe söylemeliyiz: Bu günlere bir günde gelmedik. Şiddetin popüler kültürde giderek görünürleşmesi, dijital mecralarda kabalığın, zorbalığın ve “güç gösterisinin” ödüllendirilmesi; sanatla, sporla, üretimle ve sağlıklı aidiyet kanallarıyla bağı zayıflayan bazı gençlerin kendilerini yanlış yapılarda kimlik aramaya yönelmesi, üzerinde ciddiyetle durmamız gereken bir toplumsal iklim üretmiştir. Bu, tek tek dizileri ya da platformları suçlamak değildir; ancak şiddetin uzun süredir bir görünürlük, prestij ve taklit dili ürettiğini de inkâr edemeyiz. Popüler kültürün şiddeti metalaştırması ve çatışmayı olağanlaştırması, özellikle dürtü kontrolüdezorlanan gençlerde konuşma, dinleme ve anlama yerine hızlı tepkiyi ve sertliği öne çıkarabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve APA; medya, çevre ve sosyal koşulların gençlerde saldırganlık riskini etkileyebildiğine dikkat çekmektedir.
Ancak şunu da aynı açıklıkla vurgulamak gerekir: Eğitimde şiddet tek bir nedenle açıklanamaz; bu yüzden tek bir araçla da önlenemez. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin sosyal-duygusal öğrenme, öz düzenleme, empati ve sorumlu karar verme vurgusu kıymetlidir; fakat böylesine ağır vakalar bize bir kez daha göstermiştir ki şiddeti yalnızca müfredatla değil, güçlü uygulama kapasitesi, okul iklimi, erken uyarı sistemi, psikososyal destek, güvenlik protokolleri ve kurumlar arası eşgüdümle önleyebiliriz. MEB’in 2024/56 sayılı Genelgesi de zaten risk taraması, rehberlik hizmetleri, e-Rehberlik izlemesi ve dijital güvenlik becerilerinin güçlendirilmesini öngörmektedir. Bunların her okulda aynı ciddiyet ve kapasiteyle hayata geçirmek gerekmektedir.
Öte yandan yalnız çocuklara değil, yetişkin boyutuna de bakmak zorundayız. Son yıllarda öğretmen otoritesinin aşınması, her durumda öğrenciyi dokunulmaz, veliyi mutlak haklı gören yaklaşımın yayılması ve okulun eğitim kurumu olmaktan çıkıp yalnızca talep karşılayan bir hizmet alanı gibi görülmesi, disiplin ile adalet arasındaki dengeyi bozmuştur. İstediği olmadığında şikâyeti ilk refleks hâline getiren veli kültürü de, sınır koymayı ve ortak sorumluluğu zayıflatmıştır. Uyum sağlayamayan, başarısızlıkla baş etmeyi öğrenemeyen ya da kendisini ayrıcalıklı gören bazı çocuklar için bu iklim, tehlikeli bir cezasızlık hissi üretebilmektedir. Bunun yanında, şiddet vakalarının bir bölümünün arkasında fark edilmeyen ya da yeterli kaynak olmadığı için zamanında müdahale edilemeyen ruh sağlığı sorunları, yoğun öfke, dürtü kontrol güçlükleri ve aidiyet kırılması bulunabilmektedir; fakat bu alanı damgalamadan, bilimsel ve erken destek yaklaşımıyla ele almak gerekir. OECD, UNESCO ve CDC de okul güvenliğinde aidiyet, düzenli izleme, hedefli destek ve psikososyal korumanın birlikte ele alınmasını önermektedir.
Bu nedenle eğitim camiası olarak şu çağrıyı yapıyoruz: Her okulda düzenli çalışan bir Okul Güvenliği ve Esenlik Kurulu kurulmalı; yalnız disiplin değil erken fark etme ve yönlendirme kültürü oluşturulmalı; kötüye kullanımı önlenen bir anonim bildirim hattı devreye alınmalı; Maarif Modeli’ninsosyal-duygusal öğrenme boyutu sınıf etkinliği olmaktan çıkıp okul yaşamının tamamına yayılmalı; her okul yılda en az iki kez okul iklimi ve şiddet algısı taraması yapmalı; rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri okul güvenliğinin ana sütunlarından biri olarak güçlendirilmeli; kontrollü giriş-çıkış, ziyaretçi doğrulama ve kampüs çevresi risk analizi standart hâle gelmeli; dijital risk okuryazarlığı okul güvenliğinin zorunlu parçası sayılmalı; ceza ile tedbiri, güvenlikle aidiyeti karşı karşıya koymayan bir anlayış benimsenmeli; son olarak kamu-özel ayrımını aşan bir ulusal okul güvenliği seferberliği başlatılmalıdır. Çocuklarımızı korumak yalnızca eğitim politikası değil, medeniyet borcumuzdur.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ahmet Akça
Özel Öğretim Derneği (ÖZDER) Genel Başkanı
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.